Mantık Nesnel Mi? Bir Ekonomistin Gözünden
Bir zamanlar, çocukken ne kadar basitti her şey. Mantık, doğru ya da yanlış, siyah ya da beyaz gibiydi. Bir şey ya doğrudur ya da yanlıştır, başka bir alternatif yoktu. Ama büyüdükçe, hayatın bu kadar net ve belirgin olmadığını fark ettim. Şu soruyu sormaya başladım: Mantık nesnel mi? Yoksa bir anlamda hepimizin kendi bakış açısına, duygusal durumuna ya da geçmişine göre şekilleniyor mu? Şimdi, bu soruyu anlamaya çalışırken, hem çocukluk hatıralarımı hem de iş hayatımdaki gözlemlerimi de kullanarak bir bakış açısı oluşturmak istiyorum.
Çocukken Mantık ve Günümüz: Sadece Beyaz ve Siyah
Çocukken mantık bana çok net bir şeydi. Okulda öğreniyorduk: “Bir elma ağaçta büyürse, o zaman o elma bir meyvedir.” Ya da daha basitçe, “Eğer yağmur yağıyorsa, ıslanırsın.” Bu tür şeyler çok açıktı. Çocukken hayatımda “ya da” kelimesi yoktu. Ya doğru ya da yanlıştı. Fakat zamanla, büyüdükçe, gözlerim açıldı ve hayatta çoğu şeyin gri olduğunu fark ettim. O zaman aklıma şu soru takıldı: “Mantık her zaman nesnel midir? Ya da biz, mantığı kişisel bakış açılarımızla şekillendiriyor muyuz?”
Veriler ve Ekonomi: Mantığın Nesnelliği Üzerine Bir Soru
Bir ekonomist olarak, hayatım veriyle geçti. Rakamlar, istatistikler, analizler… Her şeyin arkasında bir mantık vardı. Ama işin ilginç yanı, verilerin hep aynı şeyi gösteriyor gibi gözükse de, her zaman farklı yorumlarla karşılaştım. Mesela, bir yılın ekonomik büyüme verilerine bakınca, “Bu yıl çok iyi bir büyüme gösterdik,” diyebilirim. Ama başka biri çıkıp, “Evet ama enflasyon oranı arttı ve gelir dağılımı daha da kötüleşti,” diyebilir. İki farklı yorum var, ikisi de kendi içinde mantıklı, ama birisinin bakış açısına göre doğru, diğerine göre eksik. İşte bu noktada, mantık nesnel mi sorusu kafamı karıştırmaya başlıyor.
Örnek: Türkiye’nin Ekonomik Büyüme Oranı
Türkiye’nin ekonomik büyüme oranını ele alalım. Resmi verilere göre, 2021’de büyüme oranı %11.1 olmuştu. Bunu birçok kişi, “Ekonomi iyi büyümüş, demek ki her şey yolunda” olarak yorumladı. Ancak aynı verilere bir başka gözle bakınca, büyümenin büyük kısmının tüketim harcamalarından kaynaklandığı ve bu büyümenin sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılabiliyor. Yani aynı veriler üzerinden bile farklı bakış açılarıyla çıkarımlar yapılabiliyor. Bu da, mantığın nesnelliği üzerine düşündürücü bir soru işareti bırakıyor.
İş Hayatındaki Deneyimler: Mantık ve İnsan Faktörü
İş dünyasında da mantık ve kararlar çoğu zaman kişisel tercihlere dayanıyor. Bir projede başarıyı ölçerken, iki farklı yönetici aynı sayılara ve verilere bakıyor olabilir, ancak birinin övgüleri yağdırması, diğerinin ise eleştirilerde bulunması muhtemeldir. İnsan faktörünü hesaba katmak, bu noktada çok önemli. Bir şirketin CEO’su, şirketin yıllık gelir artış oranını büyük bir başarı olarak kabul edebilirken, bir çalışan aynı artışı, iş yükünün arttığı ve maaş artışlarının yeterli olmadığı bir durum olarak değerlendirebilir. İki farklı mantık, aynı ekonomik veriye dayanıyor, ama biri daha kişisel ve duygusal bir bakış açısı içeriyor. İşte burada mantığın nesnelliği gerçekten sorgulanıyor.
Örnek: Yatırım Kararları ve İkili Görüşler
Bir yatırımcı, hisse senetlerine yatırımı artırmanın mantıklı olduğunu düşünebilir çünkü piyasa büyüyor ve daha fazla kazanç potansiyeli var. Ancak, aynı piyasa verilerine sahip bir başka yatırımcı, küresel ekonomik dalgalanmalardan endişelenerek yatırımlarını azaltma kararı alabilir. İki yatırımcı da aynı veriyi kullanıyor, fakat birinin risk algısı daha farklı, bu da mantığı kişisel bir bakış açısına dönüştürüyor.
Gri Alanlar: Mantık ve Kişisel Perspektif
İçimde bir yanda mühendisim var, mantığın her zaman net ve anlaşılır olmasını istiyor. Ama diğer yanda insan tarafım var, o da diyor ki: “Hayat o kadar basit değil.” Her şeyin gri alanları var ve mantık da bazen bu alanlarda bulanıklaşıyor. Çünkü mantık, kişisel deneyimlerden, kültürden, geçmişten, hatta ruh halinden etkileniyor. Herkesin bakış açısı farklı ve bu bakış açıları, bizlerin mantıklı olduğumuzu düşündüğümüz anlarda bile devreye giriyor. Yani mantık bir bakıma nesnel olabilir, ama duygular, geçmiş deneyimler ve bakış açıları devreye girdiğinde her şey bir şekilde sübjektifleşiyor.
Örnek: Trafikte Bir Karar
Bir sabah trafiğe çıktınız ve trafik yoğun. Durum şu: İki farklı sürücü aynı noktada. Biri, trafik kurallarına uyarak dikkatlice ilerliyor, diğeri ise biraz daha agresif, kuralları ihlal ederek daha hızlı gitmeye çalışıyor. Birincisi mantıklı bir karar almış olabilir, ama ikincisinin “işe geç kalacağım” gibi bir düşüncesiyle hareket ettiğini de göz önünde bulundurmalıyız. İşte bu noktada, her iki kişinin de mantıklı olduğuna inandığı bir karar var, ancak kişisel kaygılar ve duygular devreye giriyor.
Sonuç: Mantık, Nesnel Olabilir Mi?
Sonuç olarak, mantık nesnel olma iddiasını taşısa da, gerçekte kişisel perspektifler ve duygularla birleştiğinde, pek de o kadar objektif kalmıyor. Veriler aynı olsa da, insanlar bu verileri farklı şekillerde yorumlayabiliyor. Belki de gerçek soru şu: Mantık, ne kadar nesnel olabilir, ya da bu nesnellik gerçekten her zaman istenilen bir şey mi? Ekonomi, iş dünyası, kişisel hayat gibi pek çok alanda mantığın farklı bakış açılarıyla şekillenmesi, hayatın da aslında ne kadar gri ve karmaşık olduğunun bir göstergesi. Bu da demek oluyor ki, mantığın kendisi de zaman zaman öznel bir hale gelebiliyor.