Kaptan-ı Derya Unvanı Verilen İlk Denizci Kimdir? Tarih, Güç ve Toplumsal Hafıza Üzerine Bir Okuma Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “Kaptan-ı Derya unvanı verilen ilk denizci kimdir” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız. İstanbul’da Günlük Hayatın İçinden Bir Bakış İstanbul’da sabah erken saatlerde başlayan bir gün, aslında sadece işe yetişme telaşından ibaret değildir. Metrobüs durağında beklerken yan yana duran insanların yüzlerinde aynı yorgunluğu görmek mümkün; farklı yaşlar, farklı gelir grupları, farklı kimlikler… Ama hepsinin ortak bir noktası var: tarih boyunca şekillenmiş güç ilişkilerinin bugünkü izdüşümlerini taşımak. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, özellikle kamusal alanda karşılaştığım sahneleri sadece “günlük…
Yorum BırakEtiket: bir
Merhaba! Saralnakliyat sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Üst kısımdan açılan havalandırma penceresine ne denir” var. Üst Kısımdan Açılan Havalandırma Penceresi: Küçük Ama Etkili Bir Detay Çocukluğum Ankara’nın merkezinde, eski bir apartman dairesinde geçti. Yaz aylarında balkona çıkıp rüzgârın gelişiyle serinlemeyi severdim. Annem mutfakta yemek yaparken, o küçük pencereyi aralık bırakır ve mutfak ile salon arasında hafif bir hava akımı oluşurdu. İşte o pencere, bana o zamanlar pek bir anlam ifade etmezdi; sadece serinlik demekti. Yıllar sonra öğrendim ki, üst kısımdan açılan havalandırma penceresi dediğimiz bu detay, aslında iç mekanlarda hava sirkülasyonunu sağlayan en basit ama en etkili çözümmüş. İlk iş…
Yorum BırakKayseri’de Bir Akşam, Düşüncelerimin Gürültüsü Bugün yine Kayseri’nin o kendine has soğuğu camdan içeri sızarken masamda oturuyorum. Dışarıda rüzgâr ince ince ıslık çalıyor, içeride ise benim kafamın içi daha gürültülü. 25 yaşındayım ve bazen bu yaşın “artık bir şeyleri anlamış olmalısın” baskısı beni yoruyor. Ama ben hâlâ anlamaya çalışıyorum. İnsanları, ülkeleri, haberleri, sosyal medyada dönen o bitmeyen tartışmaları… Bugün aklıma takılan şey çok garip: “İran Türkiye’ye sinir mi?” Bu cümleyi ilk duyduğumda bir haber başlığı sanmıştım. Ama sonra arkadaş grubunda, otobüste, kahve içerken bile bir şekilde karşıma çıkmaya başladı. Sanki herkes bir şey biliyor da ben geride kalmışım gibi bir…
Yorum BırakGözleme Ne Zaman Yenir? Öğrenmenin Sofrasından Pedagojik Bir Yolculuk Bir Eğitimcinin Kaleminden: Öğrenmenin Dönüştürücü Sofrası Bir eğitimci için her an, öğrenmenin davetkâr bir kapısıdır. Tıpkı gözleme gibi… sade, ama içinde anlam katmanları gizli bir deneyimdir o. Gözleme ne zaman yenir? sorusu ilk bakışta basit görünür; sabah mı, öğlen mi, akşam mı? Fakat pedagojik bir perspektiften bakıldığında bu soru, yalnızca bir zaman meselesi değil, bir öğrenme süreci metaforu hâline gelir. Gözleme, eğitimdeki “deneyimsel öğrenme”nin en lezzetli örneklerinden biridir. Çünkü o sadece yenmez; hazırlanır, paylaşılır, öğrenilir. Ve tıpkı öğrenme gibi, gözleme de sabır, dikkat ve ilişki ister. Öğrenme Teorileriyle Gözleme Zamanı Her…
8 YorumKanasta mı Kanasta mı? Kart Oyunlarının Büyülü Dünyasında Bir Yolculuk Bazı kelimeler vardır ki ilk duyduğunuz anda bir tebessüm belirir yüzünüzde. “Kanasta” da bunlardan biri. Belki bir akşamüstü dostlarınızla oynadığınız uzun soluklu bir oyunun adı olarak hatırlarsınız onu, belki de çocukken büyüklerin masasında dönen kartların arasından kulağınıza çalınan bir ses olarak. Peki ama bu “Kanasta” tam olarak nedir? Gerçek anlamı neyi ifade eder ve neden hâlâ dünyanın dört bir yanında oynanmaya devam eder? Hadi gelin, biraz nostalji, biraz veri ve bolca hikâyeyle bu sorunun peşine düşelim. Kanasta’nın Kökeni: Güney Amerika’dan Dünyaya Uzanan Bir Efsane “Kanasta” kelimesi İspanyolca’da “sepet” anlamına gelir…
6 YorumNefes Darlığı Ne Zaman Ciddiye Alınmalı? Bir Psikoloğun Meraklı Bakışıyla Başlangıç Bazen bir seansta, danışan derin bir nefes almaya çalışırken duraksar. Gözleri bir anlığına dalar, göğsü sıkışır. “Hocam, sanki nefes alamıyorum.” der. O an, yalnızca bedensel bir durumdan değil, duyguların ve düşüncelerin iç içe geçtiği bir deneyimden söz edildiğini anlarım. Nefes darlığı kimi zaman akciğerlerle, kimi zaman kalple; ama çok sık olarak da zihinle ilgilidir. Peki bu nefes darlığı ne zaman ciddiye alınmalı? Ne zaman “bedenim değil, duygularım konuşuyor” demeliyiz? Bilişsel Psikoloji: Zihnin Nefesi Tutması Bilişsel psikolojiye göre nefes darlığı, yalnızca fizyolojik değil, düşünce temelli bir yanıt olabilir. Kaygı anlarında…
6 YorumKüresi Nerede? Tarihin Dönemeçlerinde Bir Sembolün Yolculuğu Bir tarihçi olarak her sabah arşiv kokusuyla dolu bir odaya girdiğimde, geçmişin bugüne fısıldadığı hikâyeleri duyarım. Her belge, her iz, bir devrin nabzını tutar. Bugün size bir nesneden değil, bir simgeden söz edeceğim: Küresi. Peki, Küresi nerede? sorusu, sadece bir cismin yerini mi arıyor, yoksa kaybolmuş bir anlamın, bir çağın, bir bilincin peşinde miyiz? Gücün, Bilginin ve Evrenin Simgesi Olarak Küre İnsanlık tarihi boyunca küre, bütünlüğü, sonsuzluğu ve bilgiyi temsil etti. Antik çağda filozoflar evreni küre biçiminde tasvir etti; çünkü kusursuz biçimin bu olduğuna inanıyorlardı. Orta Çağ’da hükümdarların elinde tuttuğu “kraliyet küresi” ise…
4 YorumKabızlık İçin Açlık Otu Nasıl Kullanılır? Siyaset Biliminin Merceğinden Bir Analiz Bir siyaset bilimci için beden, toplumun küçük bir modelidir. Nasıl ki devlet düzeni içinde kurumlar, yasalar ve iktidar ilişkileri dengeyle işlerse; insan bedeni de benzer bir denge üzerine kuruludur. Kabızlık bu dengenin bozulduğu bir durumu temsil eder — bir yerde tıkanma, akışın kesilmesi, sistemin kendi içinde işlemeyi durdurması. Açlık otu ise bu tıkanıklığa karşı bir müdahale aracıdır; tıpkı siyasal sistemlerde reform ya da devrim gibi. O halde şu soru kaçınılmazdır: “Kabızlık için açlık otu nasıl kullanılmalı?” değil, “Bu bitkinin kullanımı bize iktidar, özgürlük ve düzen arasındaki denge hakkında ne…
6 YorumGüldeste-i Riyaz-ı İrfan Kimin Eseri? Bir Tarihçinin Kaleminden Zamanlar Arası Yolculuk Geçmişi Anlamak, Bugünü Yorumlamak Bir tarihçi olarak her metinde sadece kelimeleri değil, çağların ruhunu da okumaya çalışırım. Geçmiş, yalnızca yaşanmış olayların toplamı değildir; bugünü anlamlandırmanın en derin kaynağıdır. Elimize aldığımız her eski eser, bir toplumun zihinsel iklimine, duygusal evrenine ve kültürel mirasına açılan bir kapıdır. İşte bu bakışla yaklaşıldığında, “Güldeste-i Riyaz-ı İrfan” yalnızca bir metin değil, Osmanlı düşünce dünyasının iç sesidir. Peki bu eserin sahibi kimdir ve hangi tarihsel anlamı taşır? Güldeste-i Riyaz-ı İrfan Kimin Eseri? Bir Âlimin Kaleminden Doğan Eser Güldeste-i Riyaz-ı İrfan, Şeyhülislam Arif Hikmet Bey’in eseridir.…
4 Yorum